Tıbb-ı Nebevi’de Hastalıklardan Korunma Yolları

Tıbbı Nebevi, Arapça iki kelimeden meydana gelmiştir tıbb”iyileştirme, sağaltma,tedavi”(Tıbbı kelimesinin kökenlerinin tıp ilmi ile ünlü Mısır uygarlığına ait “Teb” Şehrinden kaynaklandığı’da ileri sürülmektedir) nebi ise”peygamber,elçi”anlamlarına gelmektedir “Tıbbı Nebevi”ise peygamberimizin bizzat kendisinin uyguladığı ve ümmetine tavsiye ettiği tıbbi uygulama ve tavsiyelerdir.Özellikle Hz. Muhammed’in (S.A.V)  rahatsızlanan insanlar için Allah’dan gelen ilhamla ve de toplumsal tecrübelere dayanarak yaptığı tedaviler tıbbı nebevi (peygamber tıbbı) olarak bilinir ve hadis kitaplarında önemli bir yer tutar.
Tıbbı Nebevi yasamın tüm safhalarını;sadece tek bir bireyin fiziksel ve ruhsal sağlığını değil,sosyal bir varlık olan insanın toplum içindeki davranışlarını,aile içindeki sorumluluklarını, kendine ve yakın akrabalarına karsı sorumluluklarını,yeyip içmesinden,uyuması ,düşünmesi,giyinmesi,evlenmesi, cinsel yasamı,is hayatı,hastalıkları ve bu hastalıklara tedavi yaklaşımlarına kadar hemen her şeyi ilgi ve etki alanı içine alır.

Peygamberimiz (s.a.v.) hem kendisi hastalandıkça hem de çevresindekilerin saglıkları bozulunca çesitli tedavi yolları ve ilaç olarak kullanılan nesnelerden bahsetmis, bunları tavsiye etmistir. Bazı arastırmacılar bunların tamamının veya çogunun vahiyle bildirildigini, isabetli oldugunu, yanlıs veya yetersiz olma ihtimalinin bulunmadıgını, bu mânada bir “Peygamber tıbbı: Tıbb-ı Nebevî”bulundugunu savunmuslardır. Tıbb-i Nebevi agırlıklı olarak koruyucu hekimlik tarzında yani hastalanmadan hastalıklardan korunma yöntemleri üzerine yogunlasmıs bulunmaktadır. Bu yöntemlerle çok kapsamlı degerlendirmelere sahiptir.

Mikroskopla görülen ve ölümcül hastalıklara yol açabilen mikroplara dâir bazı işaretleri, Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) beyanlarında görmekteyiz. Ebû Musa el-Eşari’den (r.a) rivayet edilen bir hadîste, Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ümmetimin yok olması kılıç ve taun iledir.” buyurması üzerine, ashab sorar: “Ya Resulullah kılıcı biliyoruz; fakat taun nedir?” Efendimiz: “Gözden gizlilikte cin gibi olan düşmanlarımızın gizlice dürtmesidir. Bunların hepsinde de şehitlik sevabı vardır.” buyurur. (Ebû Davud, Müsned)

Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), bulaşıcı hastalıklardan korunmada, vücut ve çevre temizliğinin yanında bazı tavsiyelerde bulunmuştur. Bu bilgiler ışığında baktığımızda, mikroorganizmaları ilk tarif edenin, Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) olduğunu görürüz. O, vebanın, çıplak gözle görülemeyen zararlı bir âmili olduğunu, gizlice yayıldığını ve hastalığın yayılmasını önlemede karantina gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca O, bu tip mikropların insan vücuduna dışarıdan bulaştığını imâ ve işaret buyurmuşlardır.

  • Esnerken ağzı kapatmak

Akciğer rahatsızlıkları, hava yoluyla bulaşan hastalıkların büyük çoğunluğunu teşkil etmektedir. Havada bulunan mikroplar, derin nefes alınınca bronşlara ve akciğerlere kadar inerek hastalık yapar. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sizden biriniz esneyeceği zaman elini ağzına koysun; zîrâ zararlı şeyler ağzına girer.” (Ebû Davud, Müslim, Müsned) buyurmuştur. Esneme sırasında havadaki mikropların bademcikleri geçerek hava keselerine kadar gitmemesi için ağzımızı kapatmamız lâzımdır. Böylece üst ve alt solunum yollarına hava yoluyla bulaşacak hastalıklara mâni oluruz.

  • Bulaşma mesafesi

19. asırda havadaki toz zerreciklerinin ve mikroorganizmaların mikroskopla görülmesinden sonra, hasta ile sağlam kişiler arasına mesafe koyma anlayışı tıbbî kaideler içine girmiştir. Tıp tarihinde hastalar arasına mesafe koyma meselesine ilk defa Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem): “Cüzzamlı hastadan yırtıcı hayvandan sakınır gibi sakınınız. Cüzzamlı kimse bir vadiye indiği zaman, siz başka bir vadiye ininiz. Cüzzamlı hastalara devamlı olarak bakmayınız. Onlarla konuştuğunuz zaman, sizinle onlar arasında bir veya iki mızrak boyu mesafe bulunsun.” (Müsned, İbn-i Mâce, F. Kadir) mealindeki hadîs-i şerîfiyle dikkatleri çekmiştir. Bugün tıp otoriteleri bu mesafenin 70–80 cm’den az olmamasını tavsiye etmektedir.

  • Karantina

Tarih boyunca insanları tehdit eden, toplu ölümlere sebep olan veba (taun), humma, sıtma ve çeşitli viral hastalıklardan milyonlarca kişi ölmüştür. Daha önceki yüzyıllarda başgösteren kitle salgınları her zaman dehşetle hatırlanır. Peygamber Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) bu husustaki sözlerine kulak verelim: “Bir yerde taun hastalığı olduğunu duyarsanız oraya gitmeyiniz. Eğer bir yerde taun hastalığı meydana gelmiş ve siz orada iseniz hastalıktan kaçmak maksadıyla çıkmayınız.” “Taundan kaçan kimse savaştan kaçan kimse gibi günah işlemiş olur. Hâlbuki taunun çıktığı yerde sabredip durarak ölen kimseye şehit sevabı vardır.” (Ebu Davud, Müsned) Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), karantinayı tam mânâsı ile tarif etmiş ve yukarıdaki beyanlarıyla da uygulanılabilirliğini garantiye almıştır. Karantinadan kaçan kişiyi savaştan kaçan kimseye benzetmiş, savaştan kaçmanın neticelerini insanlara hatırlatmıştır. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), hasta insanların hastalıklarını sağlamlara bulaştırmaması için karantinayı tavsiye ettiği gibi, hasta hayvanların sağlıklı hayvanların yanına getirilmesini de yasaklamıştır. Bir hadîs-i şerîflerinde “Hayvanlardan hasta olanlar, sahipleri tarafından sakın sağlıklı olanların yanına iletilmesin.” (Buhari, Müslim, E.Davud, Müsned, Faik) buyurmuştur. Veba öldürücü ateşli salgın hastalıktır; taun, sıtma, kızamık, çiçek, aids ve daha sonraları açığa çıkacak salgın hastalıkların tamamına veba denilmektedir. Salgın hastalıkların hangisi olursa olsun Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hastalığa yaklaşmakta tehlike vardır.” (E. Davud) buyurmuştur.

  • Ellere vazife taksimi

Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), sağ elini temizlik ve yemek. Sol elini istinca ve kirli şeyler için kullanırdı (E. Davud). Temizlik yaparken, başınızı, ağzınızı, burnunuzu, cildinizi kirletilmiş sol elle yıkarken, bilmeden temiz sahaları kirletmiş olursunuz ki, bu da sağlık prensiplerine aykırıdır. Tıp tarihi incelendiğinde, ellerimize vazife taksimi yapan tek ismin Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) olduğu anlaşılır. Bütün pis işlerde sol eli, temiz işlerde ise sağ eli kullanmayı tavsiye etmiştir. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) temizlenmesinde, taranmasında, ayakkabı giymesinde sağdan başlamayı severdi (Buhari, Müslim). Vücudun atıkları olan dışkı (gaita), idrar, balgam, ter, sümük gibi salgılara veya onların çıktığı organlara sol elle dokunmamız gerekir. Böylece vücudun temiz kısımlarına hastalık yapıcı mikroorganizmaları bulaştırmamış oluruz.

  • Aksırırken ağzı kapatmak

Üzeri açık bir kapla taşınan yiyeceğe, taşıyan kişinin öksürük ve aksırığıyla veya sinek, böcek ve hava yoluyla mikrop bulaşabilir. Ebû Hüreyre (ra): “Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) aksırdığı zaman elini ve elbisesinin bir parçasını ağzına kapatır ve sesini alçaltmaya çalışırdı.” (Ebû Davud) demektedir. Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hareketi, çevrede bulunan insanları bulaşıcı hastalıklardan korumaya yönelik, İlâhî hikmetin gereği, bir nevî vahiyle kendisine ilhâm edilen mu’cizevî bir davranıştır.

  • Kapların üzerini örtmek

Yiyecek ve içecek kaplarının kapalı ve temiz olması da sağlık açısından çok mühimdir. Nitekim Peygamber Aleyhisselam: “(Akşam yatarken) kapıları kilitleyiniz. Su kırbalarının ağzını bağlayınız. Boş kapları ters çeviriniz! Dolu kapların üzerini örtünüz ve lâmbaları söndürünüz! Çünkü zararlı yaratıklar kilitli kapıyı açmaz. Bir de fare yok mu, insanların evlerini yakıp yıkar.” (Buhari, Müslim, Müfred) buyurmuştur. O’nun (sallallahü aleyhi ve sellem) boş kapların ters çevrilmesini veya kapaklarının kapanmasını tavsiye etmesi, içlerine bir şey girmemesi içindir. Evde öksüren birisi varsa, açık kaplara mikrop bulaştırır. Ayrıca evcil hayvanlarla, sinek, böcek ve kemirgenlerle bakteri bulaşmasını engellemek için, yiyecek ve içecek kapları kapalı tutulmalıdır.

  • Ağzı küçük kaplara ağzını dayayarak su içmemek

Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), kırba gibi kaplara bir kimsenin ağzını dayayarak içmesini de yasaklamıştır (Buhari, M.Aliyye, en-Nihâye, İbn-i Kayyim, Müsned). Su içen kişide, üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları varsa, bunu kaba veya içilen sıvıya bulaştırabilir.

  • İdrarı elbiseye bulaştırmama

Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), elbiselerinin temizliğine çok dikkat ederdi. İdrar ve kan gibi mikropların kolayca üreyebileceği besiyerlerinin elbiselere bulaşmaması için ikazda bulunmuştur. Bir hadîs-i şerifte Efendimiz (sallalahü aleyhi ve sellem): “Sizden biriniz sahrada abdest yapacağı zaman idrarının kendi üzerine sıçramaması için yumuşak yer arasın.” (Gümüşhanevî, Nesîmî) buyurmuştur. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), elbisesine idrar bulaşıp kirlenmesin diye, çok titizlik ve hassasiyet göstermiştir.

  • Kanın toprağa gömülmesi

Mikroorganizmaların üremeleri için karbon kaynağı olarak polisakkarid, yağ, proteinler, azot, enzim, sülfür (koenzim ve protein yapısında), fosfor, oksijen, hidrojen, potasyum, mağnezyum ve demire ihtiyacı vardır. Kanda bunların hepsi bir arada bulunduğundan, kan, tıpta birçok besiyerini zenginleştirmek maksadıyla kullanılır. Besiyerindeki kan ile mikroplar daha kolay ve hızlı ürer. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), kan aldırdı. Abdullah b. Zübeyr’e verdi. “Haydi, bu kanı alıp götür! İnsan, köpek, yırtıcı hayvan yalamaması için toprağa göm.” buyurdu (Kübra Hâkim, Keşfül ummal, F. Kadir M. Aliye). Temizlik hassasiyetinin yanısıra, bu tavsiyedeki en önemli maksat, kanın mikropların üremesine uygun bir besiyeri olduğuna dikkat çekilmesi ve kanda bulunabilecek mikroorganizmaların hayvanlar yoluyla etrafa yayılmasının önlenmesidir.

  • Sümük ve balgamın kaybedilmesi

Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sizlerden biriniz mescide sümkürdüğünüz veya balgam çıkardığınız zaman onu kaybetsin, herhangi bir Müslüman’ın cildine ve elbisesine bulaştırıp zarar vermesin.” buyurmuştur (Müslim, Buhari, Müsned, Nesai). Ayrıca O (sallallahü aleyhi ve sellem): Bir topluluğun önünde balgam çıkaran, onu avuçlarıyla gizlesin ve toprağa gömünceye kadar göstermesin (Buhari, Müfred, Müslim, Nesai), buyurarak çıkarılan balgam ve sümüğün toprağa gömülmesini tavsiye etmiştir. Sözkonusu toprak, insan ve hayvanların hiç uğramadığı sahalar olmalıdır. Sümük ve balgam içinde bulunan mikroorganizmaların, faydalı bakteri ve mantarlarla organik bileşiklere dönüştürülüp, zararsız hâle geleceği tek yer topraktır.

  • Bataklıkların kurutulması

Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), bataklıkların, sıtma başta olmak üzere bazı hastalıklara yol açmayacak duruma getirilmesi gerektiğini şu hadîse ile ifade etmiştir: Hz. Aişe Mekke’den Medine’ye geldiklerinde Medine, Arabistan mıntıkasının en hastalıklı yeri idi. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) Buthan vadisinin kurutulması için tavsiyelerde bulunmuştur (Buhari, Müslim, Dârimi, Mâce, K.Ummal, Ramuz, L. Ukul).

  • Mikropların barınaklarını toprağa gömmek

Hz. Aişe (ra) şöyle der: Peygamber Aleyhisselâm insan vücudundan ayrılan yedi şeyin toprağa gömülmesini emrederdi. Bunlar, saç, tırnak, akan kan, kadınların adet bezi, diş, pıhtılaşmış kan, kadının döl eşi (C. Sağir, F. Kadir, Kenz ül Ummal). Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) kan ve kan pıhtısının, saç ve tırnakların insanlara hastalıkları bulaştırıcı ve açıkta bulunduğu zaman insan ve hayvanda hastalık yapıcı mikropların çoğalması için bir besiyeri olacağından, toprağa gömülmesi gerektiğini ilk tavsiye edendir.

  • Canlıların kullandığı sahaları kirletmemek

Her Müslüman evini temiz tuttuğu gibi, çevresini de temiz tutmalı, su kaynaklarını kirletmemelidir. Peygamberimiz çevre temizliğine gereken önemi vermiş, Müslümanlar da her zaman bu emir ve tavsiyelere uymaya hassasiyet göstermişlerdir. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem): Ağaç altlarına, gölgeliklere, su membalarına, durgun sulara, yollara, hayvan yuvalarına ve hayvan barınaklarına idrar yapılmasını yasaklamıştır (Müslim, Buhari, E. Davud). Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bir defasında “Sakın lânete uğrayanlardan olmayınız.” buyurunca, sahabeler, ‘Bunlar kimlerdir?’ diye sordular. Peygamberimiz de, “Herkesin gelip geçtiği yollara, gölgeliklere, su kenarlarına ve ağaçların altına abdest bozup kirletenlerdir.” (Müslim, Mace, M. Zevaid, Faik) diye cevap verdi. Böylece O (sallallahü aleyhi ve sellem), ortak kullanım alanlarının tükürük, balgam, burun salgısı, idrar ve dışkı ile kirletenlerin dünya ve âhirette lânete uğrayacaklarını beyan buyurmuştur. O (sallallahü aleyhi ve sellem), insanlara zarar veren her şeyin bertaraf edilmesini istemiş ve bunu imanın şubelerinden biri saymıştır.

  • Hastalık bulaştıran hayvanların izole edilmesi

Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke gibi devamlı haç ve umre vesilesiyle kalabalık insan toplulukların bulunduğu yerlerde, hastalık taşıyan hayvanların beslenmesini uygun görmemiştir. O (sallallahü aleyhi ve sellem), Av, çoban, ziraat köpeği dışında köpek edinmeyin buyurmuştur (Buhari, Müslim).

  • Yiyeceklerin hastalık yapmayacak şekilde ıslâh edilmesi

Hayvanî gıdalar tam pişirilmeden kullanılınca gıda zehirlenmesi yapabilir. Tam pişirilmemiş deniz ürünleri, sindirim kanalı ve idrar atıkları, çiğ etli mamuller, hayvanlara dokunup elleri yıkamamak veya mikropların bulunduğu havayı solumak; tifo, enterokolit, zatürre, veba, mezenterik adenit, brucellozis, menenjit gibi hastalıklara yol açabilir. Bu hastalıklardan korunmak niçin Efendimiz’in buyurduğu gibi etlerin kokuşmayacak şekilde ıslâh edilmesi lazımdır. O (sallallahü aleyhi ve sellem) Veda Haccı’nda kurban kesildikten sonra “Ey Sevban! Şu etin kokuşmasını önleyip ıslah et.” (Müslim, E.Davud, S.Kübra, K.Ummal) buyurmuştur. Benzer birçok hadîsten anlaşıldığına göre, çevre ve yiyecekler hayvan ve insan atıklarıyla kirletilmemeli, domuz eti yenilmemelidir. Binek hayvanın üzerine binildiğinde, elbise ve vücut yıkanmalıdır.

  • Hamam, havuz gibi ortak kullanım alanlarına dikkat edilmesi

Hamam ve havuz gibi ortak kullanım alanlarına mantar hastalığı olanlar alınmamalı veya hastalığı olanlar buralara gitmemelidir. Mantarlar tedaviye dirençli hastalık yapar. Bunların tedavisi zordur. Hastalık tedavi edilse bile tekrar ortaya çıkabilir. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında Arabistan’da hamam yoktu. Fakat O (sallallahü aleyhi ve sellem) gaybî olarak verdiği bir haberde şöyle buyurmaktadır: “Acem diyarı yakında sizin için fetholunacaktır. Orada hamam denilen evler bulacaksınız. Oraya erkekler peştamalsız girmesinler, kadınları da hasta veya doğum yapmış olmadıkça oraya girmekten men ediniz.” (S.Kübra, İ. Mace, Bağdadi) Sağlam kadınların hastalık kapma riskinden dolayı, hamama girmesi sakıncalı bulunmuştur. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) erkeklerin hamama peştamalsız gitmemesi gerektiğini “Her kim Allaha ve ahiret gününe inanıyorsa, hamama peştamalsız girmesin.” (Bağdadi, Nesai, Müsned) hadîsiyle ifade etmiştir. Ortak kullanım yerlerinde avret yerlerinin açılmasını, çirkin işlere yol açabileceğinden yasaklamıştır.

Peygamber Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) getirdiği kurallar uygulansaydı, tarihteki salgın hastalıklardan hiçbiri olmayacaktı. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü de (WHO), temizlik kurallarının uygulanması ile aynı sonuca varılacağını iddia etmektedir. Hâlbuki İslâmiyet’in getirdiği kurallar, temiz bir hayatı mümkün kılıyordu. İslâmiyet, insanların hayat biçimini şekillendiren bir din olarak inmiştir. Bütün insanların tertemiz bir ortamda yaşama hakkı vardır. Fakat kalabalık şehirlerde yaşayan âhirzaman ümmetine kıyamete kadar yetecek koruyucu hekimlik kurallarını en geniş ve detaylı bir şekilde Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) göstermiş ve kendisi bizzat yaşamıştır.

 

Bir Cevap Yazın

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.