Vaize Fatma Bayram Hanımefendi’nin Elmalılı Hamdi Yazır ile Kur’an Sohbetleri kitabından…
Ne zaman içimizden, “Yapamayacağım ya Rabbi!” diye geçecek olsa hemen toparlanıp “Rabbimiz, böyle buyuruyorsa böyledir.” diyeceğiz. Tabii ki eksiklerimiz, hatalarımız olur. Zorlandığımız her yerde Allah’ın affını talep ederek, O’na bel bağlayarak “Bağışlamanı dileriz.” diyeceģiz. Başka
kapımız yok zira.Her birimiz dinin farklı emirlerinde zorlanıyoruz. Kimine namaz zor gelir, kimine zekât, kimine tesettür, kimine oruç, kimine cihat… Birebir ilişkilerde emri bi’l maruf nehyi anil münker zor gelebilir, Kolay mı? Çocuğumuzun hatasını bile onu kendimizden uzaklaştırmadan, incitmeden düzeltmeye çalıştığımız anlarımızı düşünelim. Hepimize zor gelen emirler yok mu? Niçin zor gelir? Sebebi o işin zorluğu değil, bizim o konudaki zayıflığımızdır.
Hepimizin zayıf noktası vardır, o yüzden Allah’ın bazı emirlerine uymakta zorlanırız. Allah zorluk emretmez:
“Biz bu Kuran’ı sana meşakkat olsun diye indirmedik. (Tahâ, 2) buyuruyor Rabbimiz. Bireysel farklılıklarımızın ind-i ilahide dikkate alınacağına inanıyorum. Kimseye “Niye yapamyorsun? Ne var canım bunda, yap bakalım!” demeyelim. Yapamiyor… Orada takılmış; kilitlenmiş, onun geçmişi var, arka planı var, sebepleri
var. Nasıl hukukta hafifletici sebepler varsa, Allahu a’lem, Allah katnda da hafifletici sebepler olacak. Biz onu bilemeyiz. Hatta çoğu zaman kişinin kendisi bile bilemez. Unutmuşsunuz öyle bir olay yaşadığınızı. Bu nedenle Allah Teâla’ nın affına sığınıyoruz. “İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz.
Rabbimiz, dönüş sanadır.” diyoruz.
